7. Zekât gelirleri, sadece din adamlarının tasarruflarına terk edilmediği gibi, yöneticilerin isteklerine de, alıcı durumunda olanların arzularına da bırakılmış değildir. Zekâtın, kimlerden alınıp nerelere dağıtılacağını bizzat tespit eden Kitap ve Sünnet’tir. Zekâtın toplanması kadar dağıtılması da önemlidir. Bunun içindir ki Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), zekâtın, bir beldedeki zenginlerden alınacağını ve o beldedeki fakirlere dağıtılacağını bildirmiş, böylelikle insanlar, kendilerinden çıkan zekâtın yine kendilerine döneceği inancıyla ayrı bir güven duymuşlardır.
8. İslâm’da zekât, çoğu zaman fakirin acil bir ihtiyacını giderip yoksulluğu biraz hafifledikten sonra onu tekrar fakr u zaruretiyle başbaşa bırakan mücerret bir yardımdan ibaret değildir. Aksine onun hedefi, fakirin elinden tutup onu fakr u zaruretin pençesinden kurtarmak ve hatta bir müddet sonra onu da zekât verebilecek bir konuma getirmektir.
9. Kur’ân ve Sünnet’in farz kılıp ahkâmını vaz’ ettiği zekâtın, sarf yerleri itibarıyla ruhî, ahlâkî, sosyal ve siyasal bir takım hedeflerin gerçekleşmesinde büyük bir rolü vardır. Zekât, fakirlerin yanında, kalbleri İslâm’a ısındırılmak istenenlere, kölelikten kurtulmak isteyen kölelere, borç altında kalıp ezilen borçlulara ve Allah (celle celâluhu) yoluna… harcanmaktadır.
İşte sarf alanları ve hedefleri gibi hususiyetleri açısından İslam’da zekât, diğer dinlerdeki benzeri uygulamalardan çok daha geniş alanlıdır.
111 Zuhruf sûresi, 43/32.
112 Enbiyâ sûresi, 21/73.
113 Meryem sûresi, 19/55.
114 Beyyine sûresi, 98/5.
115 Hûd sûresi, 11/87.
116 Bkz.: Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 5/265; İbn Hibbân, es-Sahîh 2/77; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 8/217; el-Hâkim, el-Müstedrek 2/652.
117 Bakara sûresi, 2/83.
118 Mâide sûresi, 5/12.
119 Süleyman’ın Meselleri, Bab: 10, âyet: 4.
120 Mezmurlar, Bab 22, âyet: 24.
121 Mezmurlar, Bab 13, âyet: 16.