8- Bir diğer âyette ise, bu yaklaşma, uzaklaşma ve birbiri içinde dönüp durmadaki, itibarî kanuna dikkat çekilmektedir. “Allah O’dur ki, gökleri görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti..”13 Bir nizam içinde hareket eden sistemler, yıldızlar ve peykler, bir kaide ve direk üzerinde hareket etmektedirler; ama, o direk bizim görebileceğimiz bir direk değildir. Bu direk, cisimler arasındaki itme kanunudur (ani’l-merkez). Hac sûresi 65’de ise, –“Görmedin mi ki Allah yerde olan her şeyi ve kendi emriyle denizlerde yüzen gemileri, sizin hizmetinize verdi? Yerin üstüne düşmesin diye, göğü O tutuyor. Gök ancak O’nun izniyle düşebilir.”14– gök cisimlerinin yer üzerine düşme durumunda olduğunu, fakat Allah’ın müsaade etmediğini anlatıyor ki; bu da, cisimler arasındaki çekme kanunudur.
Bu mevzuda ister Nevton’un “câzibe-i umumiye”si açısından, isterse modern astronomi çağının “hayyiziyle” ele alınsın anlatılan şey fevkalâde açık ve seçiktir.
9- Günümüzün aktüel meseleleri arasında mühim bir yer işgal eden, Ay’a seyahat mevzuu da bir işaretle hissesini alıyor zannındayım. “Dolunay şeklini alan Ay’a kasem ederim ki, siz mutlaka, tabakadan tabakaya binecek (yükselecek)siniz.”15 Daha önceleri tefsirciler “Hâlden hâle, şekilden şekle uğrayarak değişiklikler göreceksiniz.” tarzında uygun bir mânâ vermişler ise de; biz, Ay’a kasem edildikten sonra, sibak itibarıyla yukarıda gösterilen mânânın daha muvafık olacağı kanaatindeyiz.
10- Küre-i arzın şekil değiştirmesiyle alâkalı beyan da fevkalâde caziptir: “Bizim, yere gelip onu uçlarından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Galip gelen onlar mı, yoksa Biz mi?”16
Yerin uçlarının eksilmesi; yağmur, sel ve rüzgârlarla dağların aşınmasından daha ziyade, kutup bölgelerinin basıklaşmasından ibaret olsa gerektir.
Dipnotlar
- 13 Ra’d sûresi, 13/2.
- 14 Hac sûresi, 22/65.
- 15 İnşikâk sûresi, 84/18-19.
- 16 Enbiyâ sûresi, 21/44.