Günümüze kadar devam edegelen, İslâm’a karşı, bir kısım farmason ve Haçlı ortak düşmanlığının nüveleri, ta site İslâm devleti temelinin atıldığı o ilk Medine günlerine dayanır. İslâm’ın, her türlü yanlış ve sapık düşüncelerle mücadelesi ve insana, kaybettiği haysiyetini kazandırma yolundaki kavgası, putperestlerin yanında bir kısım diyanet mensuplarını ve kiliseye, havraya bağlı olduğunu söyleyen bazı kimseleri de harekete geçirmişti. O günden bugüne de –değişik ad ve unvanlarla da olsa– bu tür müfsitlerin kan seylâpları İslâm’ın bağrında akıp durmaktadır.
Bu itibarladır ki, Peygamberimiz döneminde, İslâm nurunu söndürmeye azimli bu üç grupla muharebeler meydana geldi. Bu üç grubu şöyle bir tasnife tâbi tutarak teker teker üzerlerinde durmakta yarar var:
1. Mekke müşrikleri.
2. Medine ve Hayber Yahudileri.
3. Romalılar ve onların emrinin altındaki Gassan Arapları.
1. Mekke Müşrikleri
a. Bedir Savaşı:
Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), önce de geçtiği gibi, 13 sene Mekke’de, fevkalâde bir sabır ve tahammül ile, akla hayale gelmedik sıkıntılara katlandı, gördüğü şeyleri sinesine çekti, Kur’ân-ı Kerim’in “O hâlde peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar (düşmanların) hakkında acele etme; onlar vaad edildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada bir günün sadece bir saati kadar kaldıklarını sanırlar.”6 ve “Sen şimdi sabret. Bil ki Allah’ın vaadi gerçektir. İyi inanmamış olanlar sakın seni gevşekliğe sevk etmesin.”7 ve “Şimdi sen sabret. Çünkü Allah’ın vaadi gerçektir ve günahının bağışlanmasını iste; akşam-sabah da Rabbini hamd ile tesbih et.”8 gibi âyetleriyle kendinden evvel gelmiş geçmiş peygamberleri misal kabul ederek ulü’l-azmâne bir sebatla vazifesini sürdürdü.
Dipnotlar
- 6 Ahkaf sûresi, 46//35.
- 7 Rûm sûresi, 30/60.
- 8 Mü’min sûresi, 40/55.