Mekke fethi, başta düşünülüp plânlandığı gibi tahakkuk etti. Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Ebû Süfyan’ın evine giren, Hakîm İbn Hizam’ın hanesine giren, Kâbe’ye sığınan ve evine girip kapısını kapayan herkes emniyettedir.”12 sözleriyle ilân ettiği umumî af, müsamaha ve yücelik karşısında, o katı ve müsamahasız ruhlar, birdenbire yumuşamış, gözleriyle beraber gönülleri de açılmış ve emin beldenin emin insanları olmaya namzet hâle gelmişlerdi. Artık, o güne kadar ettiklerinin hicabıyla iki büklüm oluyor ve günahlarına keffaret arıyorlardı.
Bu kısa ve mücmel hatırlatmalarla da görüldüğü gibi, Allah Resûlü, hemen bütün muharebelerini; imanı neşir, hakkı ikame, mazlum ve mağduru müdafaa, maddî-mânevî mutluluğa giden yolları engellerden temizleme, İslâm nurunun yayılmasına mâni teşkil eden düşmanlıkları bertaraf etme düşünce, mülâhaza ve gayretiyle yapmıştır. Ve çok gariptir; bu 23 senelik muharebe ve hesaplaşmalar neticesinde sadece ve sadece 375 insan ölmüştür ki; bu da şimdilerde bir aylık trafik kazası kurbanlarının sayısına ya denk gelir ya da gelmez!
2. Efendimiz’in Bazı Yahudilere Karşı Muharebeleri
Bir kısım Ehl-i Kitap, hiçbir zaman Peygamberimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) peygamberliğini hazmedemediler. Bedir muvaffakiyetinden sonra ise, bütün bütün kindarlık ve kıskançlıkla hareket etmeye başladılar ve düşmanlıklarını açığa vurdular.
Dipnotlar
- 12 İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye 4/331-332; İbn Hişam, es-Sîretü’n-nebeviyye 4/47.