Stratejisi de tam tatbik ediliyordu. Arkaya yerleştirdiği insanlar tenbih edildiği şekilde durmadan geliyordu. Düşman iyice sarsıldı ve gerilemeye başladı. Bunu fırsat bilen Halid (radıyallâhu anh) hemen ordusunu topladı ve Medine’ye avdet etti. Fakat düşman öyle korkmuştu ki, onun geri dönüşünü dahi, bir harp taktiği zannediyorlardı, dolayısıyla da takibe cesaret edemediler.20
Ben Halid’i bir misal olarak söyledim. Siz buna bütün diğer büyük istidatları, kendisinden sonra cihanı idare edecek olan halifeleri, siyasî dehası herkesçe müsellem Amr İbn Âsları, ordu kumandanlarını veya hep bir nefer gibi cansiperâne bir harp meydanından diğer harp meydanına koşanları, gece bir âbid, gündüz bir muharip olanları ekleyin düşünün21; Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) gibi onların da birer ısmarlama insan olduklarını ve daha sonra gelenlerden hiç kimsenin onlara benzemelerinin mümkün olmadığını ayne’l-yakîn bir surette kabul ve ilân edeceksiniz.
İşte Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) öbür âlemden buraya, el ele, omuz omuza ve kol kola geldiği bu cemaatini, diğerlerinden üstün tutuyor ve onlara asıl vârisleri nazarıyla bakıyordu.
Dipnotlar
- 20 İbn Hişam, es-Sîretü’n-nebeviyye 4/30; İbn Kesir, el-Bidâye ve’n-nihâye 4/295.
- 21 Efendimiz’in yetiştirdiği çıraklar için bkz.: M.F. Gülen, Sonsuz Nur 2/348-354.