İçeriğe geç

Himmeti bu denli âli insanların meydana getireceği cemaate, Allah’ın (celle celâluhu) lütfu da o seviyede büyük olacaktır.

Mü’minlerin himmetleri âlidir, ancak yine de insanlar birbiriyle imtihan olmada çok başarılı sayılmazlar. Fazla sayılmasa bile, şahsî iş ve küçük hesaplar umumî dengeye tesir edip bozmakta ve çakıl taşları kadar âdi ve basit meseleler, Kâbe hürmetinde büyük ve muazzam birleşme, bütünleşme sebeplerine tercih edilebilmektedir. Bu ise, her an, her lahza gelmesi muhtemel ilâhî inayetten mahrum kalmayı netice vermektedir.

Eskiler, بِقَدْرِ الْكَدِّ تُكْتَسَبُ الْمَعَال۪ي derlerdi. Hadis değildir, fakat “cevamiü’l-kelim” gibi bir sözdür. Bunu, “Çekilen sıkıntı, katlanılan meşakkat, maruz kalınan sancı ve ızdırap nisbetinde yükselme mukadderdir.” şeklinde ifade etmek mümkündür. Değiştirip şöyle de diyebiliriz: Maddî-mânevî her türlü muvaffakiyet ve adım adım ilerlemek, her türlü mahrumiyet ve sıkıntıyla doğru orantılıdır.

Evet, bir tohum toprağın altından başını çıkaracağı âna kadar, kim bilir ne sancılar çeker, nasıl yarılır, nasıl çatlar.. rüşeymler toprağı nasıl zorlar, güneşe karşı nasıl hazırlıklı olur.. bütün bunlar var olma yolunda, dirilme çağında verilen kavgaları gösterme bakımından çok mühimdir.

Rabbimiz, lütuf ve ihsanlarıyla, bizi serfiraz kıldıkça, imtihanlar da ağırlaşacaktır. Şayet O, bize Kendi keremiyle, Kendisine dost olma pâyesini bahşetmişse, bunu kat’iyen şahsımıza ait bir faziletten dolayı verilmiş kabul etmemeliyiz. Bize düşen, bütün bunları Allah’ın (celle celâluhu) lütfu görüp öyle değerlendirmek olmalıdır.

155