Ancak şu var ki, mü’minin evrâd ü ezkâr adına vazife olarak üzerine aldığı şeyi bazen yapıp bazen yapmaması uygun değildir. Üzerine aldığı vazifeyi her gün yapmalı ki, iki günü birbirine eşit olmasın. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) buna çok dikkat buyururlardı. Âişe-i Sıddıka Validemiz, Allah Resûlü’nün gecede mutad buyurdukları ibadet ü taati yapamadıkları zaman gündüz eda ettiklerini haber vermektedir.89 Beş vakit namazın sünnetlerine bile o kadar dikkat ederlerdi ki, sağlam hadis kitaplarında gördüğümüz şu vak’a dikkat çekicidir: Bir gün Efendimiz ikindiden sonra iki rekât namaz kılar. Bunun ne namazı olduğunu soranlara ise şöyle cevap verir: “Falan yerden gelmiş bir heyet vardı. Onlarla görüşürken öğlen namazının son iki rekâtını kılamamıştım, onu kıldım.”90
Haddizatında fıkıh kitaplarına göre, üzerinden bir namaz geçtikten sonra nafileleri kaza etmiyoruz. Fakat o hassas, ince ve Rabbiyle münasebetinde çok titiz olan büyük ruh, hangi noktadan o münasebetini başlatmışsa daima onu derinleştiriyor ve öyle ilerliyordu.
Evet, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), başlattığı her şeyi devam ettiriyordu. Biz de mesela Cevşen’i her gün bir kere okuyabiliyorsak okuyalım. Okuyamayacaksak bölebiliriz. Birazını sabah, birazını ikindi, birazını da akşam okuyabiliriz. Ancak behemehâl günlük hayatımızda bir evrâd ü ezkâr olmalıdır ve bu evrâd ü ezkârı, okuyabileceğimiz şekilde bir plân ve program dâhilinde az dahi olsa her gün okuyarak devam ettirmeliyiz.
86 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 5/256; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 8/162, 183.
87 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/422.
88 Müslim, fezâilü’s-sahâbe 131; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/420, 421, 425.
89 Müslim, salâtü’l-müsâfirîn 297, 298.
90 Buhârî, mevâkît 33; Tirmizî salât 21.