اَلْمُتَّقِينَ kelimesi, وَقَى – يَقِي kökünden türemiş olup iftiâl babından اِتَّقَى fiilinin ism-i fâili olan الْمُتَّقِي kelimesinin çoğuludur. وَقَى fiili, وَوَقَانَا عَذَابَ السَّمُومِ “Allah bizi can yakıcı azaptan himaye etti.” (Tûr sûresi, 52/27) âyetinde olduğu gibi, vikâye ve himaye etti mânâsına gelmektedir. Bu fiil, “iftiâl” babına girince yani اِتَّقَى şeklini alınca “sakındı, korundu, birinin himayesine girdi” mânâlarına gelir. Malum olduğu üzere “iftiâl” babı mutâvaat (dönüşlülük) içindir. اِتَّقَى fiilinin ism-i fâili olan اَلْمُتَّقِي de, “bir şeyden sakınan, himayeye giren ve himayeyi kabul eden” mânâlarına gelmektedir. İsimlerdeki devam ve sebat mânâsı da nazar-ı itibara alınınca müttaki: “Zamanın ve kâinatın değişik hâdiselerine karşı himayeye girme lüzumu duyuldukça devamlı korkan ve Allah’ın himayesine giren” demek olur.
Bundan da anlaşılmaktadır ki, hidayetteki devamlılık ve terakki, aynıyla ittikâda da müşâhede edilmektedir. Binaenaleyh ittikâdaki korkma, sakınma ve tevakki etme, sadece kuru bir korkmadan ibaret değildir; onun yanında, bir hamle ve aksiyonda bulunma mânâsını da taşımaktadır. Yani bir yönüyle emredildiği şeyleri yerine getirerek ve yasaklardan da uzak durarak Allah’tan korkma, diğer yönüyle de Allah’ın himayesine girme.. O’na iltica etme.. yalnız O’na sığınıp dua ve istiğfarda bulunma.. O’ndan alıkoyan şeylerden uzak durma ve O’na götürecek iyilik ve güzelliklere sımsıkı tutunma, demektir.