âyetiyle de tek bir hâdise içinde, bir hidayet ve bir nurun herkesin fıtratına ve müstaid olmasına göre şekillenmesi.. birinin nura mazhariyetle zulmetten çıkması; berikinin tağutlara intisabı ve ittibaıyla nuru bırakıp zulmete gitmesi yukarıdaki mülâhazanın farklı bir teyidi mahiyetindedir.
Evet, münafıkların da yerinde nuru kendileri için faydalı görüp, az dahi olsa ümide kapılıp, ondan istifade etme hazırlıkları yaparken birden bire hayal kırıklığı ve yıkılan ümitleriyle oldukları yerde kalakalmaları, onlara dünyada bir inkisar yaşattığı gibi ötede de yani kabirde, berzahta da aynı şekilde inkisarlar yaşatacaktır. Hatta mahşerde Allah’ın huzuruna gittiklerinde de aynı şey olacaktır. Orada yaşanan sergüzeştiyi anlatma sadedinde Kur’ân, daha önce bir başka münasebetle zikrettiğimiz âyet-i kerîmede:
يَوْمَ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ لِلَّذِينَ اٰمَنُوا انْظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِنْ نُورِكُمْ قِيلَ ارْجِعُوا وَرَۤاءَكُمْ فَالْتَمِسُوا نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُمْ بِسُورٍ لَهُ بَابٌ بَاطِنُهُ فِيهِ الرَّحْمَةُ وَظَاهِرُهُ مِنْ قِبَلِهِ الْعَذَابُ.“O gün münafık erkek ve kadınlar, mü’minlere: ‘N’olur,’ derler, ‘yüzümüze bir bakın da nurunuzdan biz de yararlanalım!’ Bunun üzerine onlara şöyle denilir: ‘Arkanıza dönün de bir nur arayın!’ Derken, aralarına bir duvar çekilir. Bu duvarın bir kapısı olup bu kapının iç tarafında rahmet, dış tarafında ise azap vardır.” (Hadîd sûresi, 57/13)