اٰذَان kelimesi, أُذُن kelimesinin çoğuludur. Kulaklar demektir. Vâkıa, يَجْعَلُونَ أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ “Parmaklarını kulaklarına tıkarlar.” şeklinde ifade edilen durum aslında, parmak uçlarının kulağın deliğine sokulması şeklinde tahakkuk eder. Gerek parmak ucu yerine parmağın bütününün, gerekse kulak deliği yerine kulağın bütününün zikredilmesi mecazdır ki, ayrı bir belâgat nüktesi ifade etmektedir.
اَلصَّوَاعِق kelimesi, “korkunç ses, çığlık, helâk edici azap, ölüm” gibi mânâlar verilen صَاعِقَة kelimesinin cem’idir. ص - ع - ق kökünden, hem üçüncü babdan (صَعَقَ - يَصْعَقُ) müteaddî fiil, hem de dördüncü babdan (صَعِقَ - يَصْعَقُ) lâzım fiil gelir. Birincisi, “çarpmak, azaba çarptırmak, korkunç bir sesle devirmek” mânâsına gelmesine mukabil, ikincisi “ölmek, bayılmak, devrilmek” gibi anlamlar için kullanılır. Kelime fiil olarak da, isim formatında da Kur’ân-ı Kerim’de geçmektedir. Misal sadedinde şu âyetleri zikredebiliriz:
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَصَعِقَ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَمَنْ فِي الْأَرْضِ إِلَّا مَنْ شَاءَ اللّٰهُ“Sûra üflenir; Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde kim varsa çarpılmış olarak cansız devriliverirler.” (Zümer sûresi, 39/68)
وَخَرَّ مُوسٰى صَعِقًا“Ve Musa da Tur’da düştü, bayıldı.” (A’râf sûresi, 7/143)
فَإِنْ أَعْرَضُوا فَقُلْ أَنْذَرْتُكُمْ صَاعِقَةً مِثْلَ صَاعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَ“Eğer yüz çevirirlerse Sen şöyle de: Sizi, Âd ve Semûd halklarını çarpan azap misali bir azapla uyarırım.” (Fussilet sûresi, 41/13)
Konuyla alâkalı Buhârî ve Müslim’deki bir hadis-i şerifte de Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem),