İçeriğe geç

Ve insanımız, hep böyle meçhuller arkasından koşup durdu. Hep görünmedik, bilinmedik şeylere bel bağladı. O, hayalden şatolarda, âşığına visal vaad eden bir fettana, bir alüfteye tutulmuştu. “Mehlikâ Sultan”a âşık olmuştu… Heyhât! Mâşuk diyarında, çoktan hazan esmiş, bağlar bozulmuş, kaynaklar kurumuş, sular kesilmiş; surlar yıkılmış, yollar perişan olmuştu…

Acaba onu, sardırdığı bu dünyadan uzaklaştırmak mümkün olacak mıydı? Bunu şimdiden kestirmek çok zor, ama; neylersin ki, kurtuluşumuz da yine ona bağlı. Asırlardan beri hayal peşinde koşanlara, kendinden kaçanlara, yalnızlara ve öz yurdunda gariplere…

Yine de bin bir tomurcuğun diriliş soluduğu şu günlerde, yurduna küsüp gidenlerin yeniden yuvaya dönecekleri ümidini beslemekteyiz…

71