Hikmet elinin açtığı yolu kim değiştirebilir ki..? Onu değiştirmeye kalkışmak, fıtrata ve eşyanın tabiatına ilan-ı harp demektir. Şu sıkışmış bulutun hâline, şu doğum yapan ananın iniltilerine ve bin bir güçlükle yuvasını örmeye çalışan, şu kuşun, şu örümceğin sa’y ve gayretine dikkat edin! Fıtrat kanunlarının herkes için aynı değişmezlik içinde olduğunu göreceksiniz…
İnsan ruhu da öyledir. Baş aşağı maddenin bağrına indiği günden itibaren, aslına avdet edebilmek için, kalıptan kalıba girer; ızdırap görür, ızdırap duyar; ızdırapla haşr ü neşr olur ve madde ile bütünleşerek ebedî saadetini örmeğe çalışır. “İnsan, sıkıntılar için yaratılmış” ve yolunu yığın yığın ızdırabın beklediği çileli bir yolcudur. Onun asıl kahramanlığı da, yolundaki bu güçlükleri yenmesine bağlıdır.
Ah keşke! Bütün bunları insanımızın ruhuna duyurabilseydik! Geçeceği dikenli yollardan, yolunu kesen gulyabanîlerden, zulümlerden, gadirlerden ve önündeki tepe tepe vahşetlerden bahisler açarak, ona gerçeğin yüzünü gösterebilseydik…
Evet, bu karasevdalıların yolunda “bir an bela-yı dertten cüda” kalmanın mümkün olmadığını anlamak, hakikatin ifadesi ve bu dertliler yolunun esasıdır.
Kendi insanına hizmet yolunda koşanlara, bu hakikatin anlatılmasında zaruret vardır. Aksine, onlar bu hakikati anlayıncaya kadar, ne yoldan ne de yolcudan bahsetmeye imkân yoktur.