İçeriğe geç

Ayrıca her bir günah, emsaline bir çağrı ve davetiyedir. Bu da fasit bir dairenin oluşması demektir ki, işlenen her günah, yanında yeni bir günah ister ve derken insanı reyn’e götürür. Efendimizin hadis-i şeriflerde işaret buyurduğu “reyn”, günahlar karşısında kalbin paslanması demektir. Günahlar istiğfarla yıkanıp temizlenmezse kalb paslanır ve işte bu hâlin tekerrür etmesi kalbin ölümünü netice verir.23

Günahın bu dezavantajının yanında, Allah’ın, bizim güzel işlerimiz hakkında, rahmetle, lütufla tecellisi de söz konusudur. Hatta Cenâb-ı Hakk’ın bize karşı muamelesi daha ziyade hep bu istikamettedir.

Kur’ân-ı Kerim’in ifadesiyle rahmet, her şeyden daha geniş, daha engin ve her şeyi istiab edecek ölçüdedir. Onun için Allah, çok defa o fasit daire zincirini kırar ve bunun zıddı olan “velud (doğurgan) döngü” de diyebileceğimiz hasenatın hasenatı doğurmasını temin buyurur.

İnsanın mahiyetinde fenalıklara karşı temayül daha şiddetli, daha azgın, daha amansızdır ama, beri tarafta Cenâb-ı Hakk’ın inayetinin, iyilikler istikametinde bizi desteklemesi de, o şer cephesine karşı, bizim için çok önemli bir avantaj teşkil etmektedir. Bunu şöyle ifade edebiliriz; şeytanın idlaline maruz kalan insan, onun gözünün içine baka baka şöyle der: “Evet sen güçlü görünüyorsun ve benim tabiatımı da yanına alıyorsun; şehvet, öfke, hiddet, şiddet dinamitlerini her zaman ateşleyebiliyorsun ama, unuttuğun bir şey oluyor; benim öyle bir yâr-ı vefadarım var ki, Kur’ân-ı Kerim’de kim bilir kaç yerde نِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّصِيرُ “O ne güzel yar ve yardımcı, O ne güzel destekçi’24 diye bana hep kendisini anlatıyor.”

83