İçeriğe geç

Allah Resûlü, günümüzde nereden aldıklarını bilemediğim bir anlayışla hanımlarını üç adım arkadan yürüten bazı Müslümanlara da ders verircesine, zevcesini yanına almış, onunla beraber yürürken, iki sahabi, hızla oradan gelip geçer. Onlardan birisi Evs kabilesinden çok önemli bir zât olan Üseyd b. Hudayr, diğeri de Abbad b. Bişr’dir. Efendimiz, onlara “Olduğunuz yerde kalın!” diye emreder. Sonra da Safiye Validemizin yüzünden nikabı açar ve “Bakın, bu zevcem Safiye’dir.” der. Sahabe efendilerimiz; “Estağfirullah ya Resûlallah, senin hakkında suizan mı?” dediklerinde, Allah Resûlü: “Şeytan, insanların kanının dolaştığı yerde dolaşır.”90 buyururlar.

İmam-ı Şafiî Hazretleri, bu hâdise münasebetiyle: “Eğer o iki sahabinin aklından, acaba Peygamber bir kadınla mı dolaşıyor? diye geçseydi, kâfir olurlardı.” hükmünü vermiştir.91 Demek ki, Hz. Seyyidü’l-Mâsûmîn hakkında, bu kadarcık olsun suizanna girilmemelidir. Bu mülâhaza “Başkaları hakkında suizan edilir.” şeklinde yorumlanmamalıdır. Burada konumuzla ilgili olan husus Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hz. Safiye’yi onlara gösterip “Zevcem” demesiyle, suizan kapısını kapatmış olmasıdır. İşte biz de bu anlayıştan hareketle, konuşma ve davranışlarımızın yanlış yorumlanmasına meydan verilmemesine dikkat ve su-i te’vil, su-i tefsir kapılarını kapatmanın bizim için de bir sorumluk olduğu hükmünü çıkartabiliriz.

Evet, bizler, kendimiz günaha girmeme mükellefiyeti altında olduğumuz kadar, başkalarını günaha sokmamakla da mükellefiz.

128