derinliğiyle ele alıp içimize sindirmiş değiliz. Yani işin bidayetinde elde ettiğimiz taklidî imanı daha sonraki gayret ve çabalarımızla tahkikî hâle getirememişiz. Bugünün müminleri olarak Allah’tan kopuk ve Efendimiz’den (sallallahu aleyhi ve sellem) uzak bir hayat yaşamamızın temelinde işte bu taklidî iman problemi vardır. Durum bu olunca maalesef Kur’ân ve Sünnet kendi derinlikleriyle bilinmiyor, anlaşılmıyor ve yaşanmıyor. Evet, bugün din de diyanet de gariptir. Çünkü gerçek temsilcilerinden mahrumdur ve emin ellerde değildir. Sadece din ve diyanet değil, dinine yürekten sahip çıkan ıslahçılar da gariptir. Nitekim Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), ”İnsanların ifsat ettiği şeyleri düzelten gariplere müjdeler olsun.”114 sözleriyle bir yandan dinin ve onun temsilcilerinin yaşayacakları gurbete dikkat çekmiş, diğer yandan da onların eda edecekleri misyonun büyüklüğüne işaret etmiştir.Madem günümüzde ciddi bir iman zaafı yaşanıyor; o hâlde yapılması gereken, Hz. Pîr’in “Âyetü’l-Kübra” risalesinde kullandığı tabirle ifade edecek olursak, “Daha yok mu, artırılamaz mı?” diyen “Hel min mezîd?” erbabı yetiştirebilmektir. Kimdir peki bunlar? İman adına mevcut durumlarını yeterli bulmayarak her gün tecdid-i imanda bulunan (imanını tazeleyen), imanlarını takviye etmekten, imanda derinleşmekten bir an olsun vazgeçmeyen, bunu her zaman için en önemli işleri gören iman kahramanlarıdır. Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) ahir zamanda ortaya çıkacağını haber verdiği fitnelerin çağlayanlar hâline geldiği ve bu sebeple dinin gurbet yaşadığı şu dönemde, bu gurbete son verecek olanlar, dini kendi ruhuna uygun olarak ihya etmeye kendilerini adayan iman kahramanları yani ‘garip’ler olacaktır.Himmetleri âli bu yüce ruhlar, nifak ve fesat ehli insanların tahrip ettiği değerleri yeniden hüviyet-i asliyelerine irca etmek (asıl hâllerine döndürmek) için çırpınır dururlar. Başkalarının