Kim diyor bütün bunları? Vahyin bidayetinde İnsanlığın İftihar Tablosu’nun (aleyhissalatu vesselam) hâlesi içine giren, Sevr sultanlığında O’nunla bulunan, ömrü boyunca bir kalkan gibi O’nu muhafaza edip O’nun yanından hiç ayrılmayan, Sıddık ünvanıyla serfiraz Hz. Ebû Bekir! Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’in hilafeti döneminde İslam’a yapılan hizmetler, Emevi ve Abbasi döneminde yapılanlara da Osmanlının altı asırda yaptıklarına da denktir. Onlar, Allah’ın izni ve inayetiyle, on iki senede on iki asra sığmayacak işler yapmışlardır. Ama buna rağmen Hz. Sıddık, kendini sermayesiz kalmış müflisin ta kendisi olarak görüyor, ciddi olarak kendini sorguluyor, isyan ve günahlarından şikâyet ediyor. Utansın kendini bir şey zannedenler!Esasında sermayesi olan insan böyle yapar. Dolu insanlardır ki olgunlaşmış başaklar gibi tevazu ile başlarını yere eğerler. Boş insanlardır ki kuş taklidi yapıp uçmaya çalışır fakat sonra yere çakılıverirler. Tarih bunun misalleriyle doludur. Siz de çevrenizde bu tür örneklere rastlamışsınızdır. Yukarılarda pervaz ediyor gibi görünen mütekebbirlerin nasıl yere çakıldıklarını görmüşsünüzdür. Bugünün mütekebbirlerinin akıbeti de bundan farklı olmayacaktır.Hz. Ömer (radıyallahu anh), yaşanan kuraklığı kendi günahlarından biliyor, “Benim günahlarım yüzünden ümmet-i Muhammed’i mahvetme Allah’ım!” diye yalvarıyordu.131 Yağmur duasına çıkıldığında Resûlullah’ın amcası Hz. Abbas’ın ellerinden tutuyor ve onu vesile ederek Allah’a yöneliyordu. Halk neyle geçiniyor, neyle besleniyorsa o da onunla iktifa ediyordu. Mescid-i Aksa’nın anahtarlarını almaya giderken mevâlîden (köle) biriyle yolculuk yapıyor ve yanlarına aldıkları tek deveye sırayla biniyorlardı. İcabında yolda duruyor, yırtılan elbiselerini yamıyordu. İmkânsızlıktan mı bunları yapıyordu? Hayır. Hz. Ömer’in halife olduğu dönemde, sadece Şam’da ihtiyaç