İçeriğe geç

Kur’ân, “Ey iman edenler, Allah’tan nasıl korkulması gerekiyorsa öyle korkun!” yani kalb ve kafanın bütün fonksiyonlarını icra ederek takva dairesine girin ve “Toptan Allah’ın (sağlam ve kopmaz, parçalanmaz ipi olan) Kur’ân’a sarılın; parça parça, fırka fırka (bir araya gelmesi nâkabil kutuplar hâlinde) parçalanmayın.”3 buyurmakta ve arkasından da, ‘emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker’den söz etmektedir. Kur’ân, “Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, yoksa gevşekliğe düşer, korkuya kapılırsınız ve kuvvetiniz gider.”4 demekte ve “Mü’minler ancak kardeştir; kardeşlerinizin arasını ıslah edin.”5; devamında da, “Birbirinizi alaya ve hafife almayın, kınayıp ayıplamayın, birbirinize lakaplar takmayın.”6 dersini vermektedir. Yine Kur’ân,“(Habibim) Sen yeryüzünde bulunan her şeyi sarfetseydin, yine de onların kalblerini telif edemez (bir araya getiremez)din. Fakat Allah onların aralarını telif etti.”7 âyetiyle de kalbleri telifin kime ait olduğunu bildirmektedir.

Peygamber Efendimiz’in nurlu hayatında ve pratikte bu meselenin nasıl gerçekleştirildiğini siyer ve meğâzî kitaplarında görüyoruz. Burada sadece bir-iki misalle iktifa edelim:

228