1. Göz, kulak, burun, dil ve deriden ibaret olan, bizim “sağlam duyu organları” dediğimiz “havâss-ı selîme.”
2. “Haber-i sâdık” sözcüğüyle ifade edeceğimiz doğru haber ki, o da kendi içinde ikiye ayrılır:
a. Yalan üzerinde ittifakları mümkün olmayacak kadar çok sayıdaki bir cemaatin ihbârı mânâsına gelen “mütevatir haber.”
b. Allah tarafından gönderilen peygamberlerin mesajları mânâsına “haber-i resûl.”
3. İlmin üçüncü sebebi de akıldır. İster düşünülmeden hemen akılla bilinen bedihiyyât kabîlinden olsun, isterse düşünülerek ve istidlâl yoluyla ulaşılan bilgiler nev’inden olsun, bu kabîl mâkulâtın zâhirî sebebi akıldır.
Bundan başka ilim, aklî ve naklî olmak üzere ikiye ayrılır.
Bunlardan birincisini şu üç kategoride hulâsa etmek mümkündür:
1. Sağlık ve eğitim gibi topluma lüzumlu ilimlerdir ki, lüzumları nisbetinde vacip veya farz-ı kifaye sayılmışlardır.
2. Din nazarında mezmum olan ilimlerdir ki, sihir, simya, remil, tılsım ve hokkabazlık gibi mârifetleri bu cümleden sayabiliriz.
3. Mübah ve icabında vacib sayılan ilimlerdir ki, hendese, hesap, kelâm, tıp, fizik, kimya ve tarih gibi ilimler bu kategori içinde mütalâa edilirler.
Naklî ilimler de kendi içinde mükâşefe ve muamele adlarıyla iki bölümde hulâsa edilmişlerdir. Bunlardan muamele kısmı, fiil ve terkten ibaret olmak üzere dört bölümde ele alınmıştır:
1. Usûl ki; Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas’tan ibarettir. Aynı zamanda bunlara “edille-i şer’iyye” de denir.
2. Fürû ki; bunlar da, ibadet, muamelât, münakehât ve ukûbât gibi adlarla kitaplarda yerlerini almışlardır.
3. Mukaddimât ki; lügat, sarf, nahiv, maânî, beyan, bedî gibi ilimlerdir.. ve bunlar, hadis, tefsir, fıkıh ilimlerini sıhhatli anlama yolunda sadece birer vasıtadırlar.