Cenâb-ı Hak, bir âyet-i kerimede şöyle buyuruyor: وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ “Sizi de yaptığınız amelleri de yaratan Allah’tır.”117 İnsan her zaman bunu hissedemeyebilir. Bazen ortaya çıkan semereyi kendinden bilebilir. Fakat bunu fark ettiği anda hemen istiğfar etmeli ve yanlış mülâhazalardan uzaklaşmalıdır. Hayalinin dahi bunlarla kirlenmesine meydan vermemelidir. Şimdiye kadar “ben, ben” diyen insanlar arasında başarılı olmuş birine rastlanmamıştır. Bu tür insanlar bir yere kadar işi götürseler de hiç ummadıkları bir yerde bir girdaba kapılır ve alabora olurlar. Şayet hayatı çok ciddi bir tecessüs hissiyle götürürseniz, siz de “çok güzel yaptım” dediğiniz nice işlerin fiyaskoyla neticelendiğini görebilirsiniz. Çünkü bunlar Allah nezdinde çok menfur düşüncelerdir. Allah, “ben” diyeni sevmez. Bu itibarladır ki, yaptığımız hizmetlerde muvaffak olmak istiyorsak, bütün işlerimizi ihlâs yörüngesinde götürmeliyiz.
Nefis kendisini müstakil görmek ve yaptığı başarılarla övünmek ister. Ne var ki Kur’ân’da Hz. Yusuf’un dediği gibi nefis şiddetle fenalığı emreder.118 Bu sebeple ona güvenilmez. Bazı şeyleri nefis hesabına yapıp nefsimize bağladığımız zaman, yapılan işlerin kıymetini düşürmüş ve tesirini kırmış oluruz. Nefis hesabına yapılan işler ahirette de akim kalmaya mahkûmdur. Siz, cihanları dahi fethetseniz, nefis hesabına hareket etmişseniz, Cenâb-ı Hak tarafından hiçbir mükâfat alamazsınız.
Üstelik benliğe bağlı bu tür tavırların ihlâslı kulların tepkisini çekeceğinde, onlar tarafından antipatiyle karşılanacağında; sizinle aynı çizgide yol alan insanları da haset ve kıskançlığa sevk edeceğinde şüphe yoktur. Kendini ve yaptığı işleri beğenen bir insanın, bu nispette başkalarını beğenmeyeceğini de hatırlatmak gerekir.