İçeriğe geç

Likaullaha iştiyakı artıran önemli faktörlerden biri de marifetullahtır, yani Allah’ı bilme ve tanımadır. Çünkü insan bildiği şeyi sever; bilmediği şeye karşı alâkasız durur. Şöyle bir misalle meseleyi izah edebiliriz: Şayet günümüzde diğer din mensupları Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı alâkasız duruyor veya O’nu sevmiyorlarsa bunun sebebi, onların Allah Resûlü hakkında yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. Eğer İnsanlığın İftihar Tablosu, layıkı veçhiyle onlara anlatılmış ve doğru tanıtılmış olsaydı, bunun yanında Müslümanlar da çirkin tavır ve davranışlarıyla hakikatlerin yüzünü kirletmeselerdi, onlarda Efendimiz’e karşı ayrı bir alâka oluşacak ve O’nu seveceklerdi. Çünkü insan, fıtratı itibarıyla kerim yaratılmıştır ve insaf sahibi bir varlıktır. Cemal ve kemale karşı bütün bütün alâkasız kalamaz. Fakat Müslümanlar olarak biz, Efendimiz’i doğru anlatamadığımızdan, O’na karşı arzu ettiğimiz alâka ve sevgiyi göremiyoruz. Şayet O’nun nasıl bir fetanete sahip olduğunu, nasıl bir ismet ve iffet abidesi olduğunu, kendini nasıl tebliğe bağladığını bütün derinlikleriyle anlatabilseydik, yeryüzünde O’nu sevmeyen, O’nun iştiyakıyla oturup kalkmayan insan kalmayacaktı.

Allah’ı hakkıyla tanıyıp bilmenin, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) getirdiği mesaj sayesinde mümkün olacağı da unutulmamalıdır. İnsan, aklıyla bir Yaratıcı’nın varlığına ulaşabilir. Fakat O’nu sıfat ve isimleriyle bilme, Efendimiz’in sunduğu mesaja bağlıdır. Biz, Allah’ı da O’nunla tanıdık. O bize doğruyu bildirmeseydi, hakikati göstermeseydi, marifetullah adına bugün sahip olduğumuz bilgilere sahip olamazdık.

273