İçeriğe geç

Cenâb-ı Hak, İslâm’ı tamamladıktan ve kemale erdirdikten sonra bizim bu hükümlerin bir kısmını görmezden gelmemiz veya gizlememiz söz konusu olamaz. Şer’i hükümlerin sıfırdan vaz edilmesi ve ortaya çıkması yönüyle tedricilik bir kereye mahsus olarak gerçekleşmiştir. Din tamamlandıktan sonra, “Kur’ân’ın hükümlerinin bir kısmını insanlara tebliğ ve telkin edelim fakat diğerlerinden hiç söz etmeyelim.” şeklinde bir düşünce kesinlikle doğru olmaz.

Bununla birlikte tedricilik üzerine oturan bu teşri felsefesi, tebliğ ve irşat faaliyetinde bulunan kimselere, takip edecekleri usûl ve yöntem adına önemli hakikatler ifade eder. Hususiyle bütün bütün dinden uzaklaştırılmış, kendi kültür kaynaklarına ve dünya görüşüne yabancılaştırılmış, âdeta bir fetret dönemi yaşayan insanlara Kur’ân mesajı sunulurken mutlaka bir öncelik sıralaması yapılması gerektiğini ders verir. İşe evvela nereden başlanması ve sonrasında nasıl bir yol takip edilmesi gerektiğini gösterir. Değişimin kolay gerçekleşmeyeceğini, bir kısım alışkanlıklardan kurtulmanın belirli bir zamana vabeste olduğunu öğretir.

Dinî değerlerden olabildiğince uzaklaşan insanlığın ikinci bir cahiliye dönemi yaşadığı söylense zannediyorum mübalağa edilmiş olmaz. Bazen sokak röportajlarında da görüldüğü üzere Müslüman bir ülkede yaşayan insanların birçoğu imanın şartlarından dahi habersiz yaşıyorlar. Dolayısıyla öncelikle nasıl ifritten bir dünyada yaşadığımızın farkına varacak, arkasından da Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) işe nereden başladıysa siz de oradan başlayacaksınız.

226