İçeriğe geç

Zaten önemli olan, bir yazının yazılması, bir kitabın teksir edilmesi veya teksir edilen bir kitabın dağıtılması ise bunu falan şahsın veya filân şahsın yapmış olmasının bir önemi yoktur. Hatta insan, yapılması gereken bir işi kendisinin değil de bir başkasının yapmış olmasından mutluluk duymalı, kalb ibresini koruma adına bunu tercih etmelidir. Zira bir işi başarmanın kendine göre riskli bir kısım yönleri vardır. Mesela insan böyle bir başarıyı kendi aklına, kendi ilmine, kendi becerisine verebilir veya başlangıç itibarıyla öyle düşünmese de çevresindeki insanların takdir ve taltifleri sonucunda böyle bir duyguya kapılabilir. Dolayısıyla hem bu türlü risklerden korunma hem de o işin ortada kalmaması, neticeye ulaştırılması adına, şahsa düşen, kardeşinin o işi yapmış olmasından mutluluk duymak, onun meziyetiyle şâkirâne iftihar etmek ve şükrünün sevabını almaktır.

Hem böyle davranan bir insan bilmelidir ki, kardeşinin ortaya koyduğu amele terettüp eden semerenin bir misli de onun hasenat defterine kaydedilecek ve böylece hey’et içinde yapılan ameller katlanmış olarak karşısına çıkacaktır. Ayrıca bir insanın enaniyetini baskı altına alıp hazm-ı nefs ederek kardeşini alkışlayabilmesi ona çok farklı bir bedel ve mükâfat olarak geri dönecektir. Diğer taraftan bir insanın kardeşini alkışlaması ve onu takdir etmesi, kardeşinin kabiliyetlerinin inkişaf etmesini sağlayacak, onun daha önemli işlerde daha yüksek bir performans ortaya koymasını temin edecek, dolayısıyla bütün bunlara vesile olan kişi de, yapılan bu işlerden sevap adına hissesini alacaktır.

Müzakere Yoluyla İhlâs-ı Etemme Açılan Kapılar

20