“İlim derince bir kuyu, müzakere de onun kovasıdır.” Dolayısıyla kuyuda bulunan tatlı suyun çekilebilmesi müzakereye bağlıdır. Resûl-i Ekrem Efendimiz de (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) ilmî meselelerin mütalâasında “tezâkür” kelimesini kullanmıştır.20 İştikak ilmine vâkıf olanların bildiği üzere, tezâkür kelimesi tefâül babındandır. Bu babın ifade ettiği mânâ da, “Müşareketün beyne’l-isneyni fesa’iden” tabiriyle anlatılır. Yani bu babda kullanılan bir kelime, bir işin iki veya daha fazla insan arasında beraber yapıldığını anlatır. Buna göre tezâkür veya müzakere, iki veya daha fazla insan arasında meselelerin beraber ele alınması ve bir halka içinde mütalâa edilmesi demektir.
Büyük bir zat olan merhum Alvar İmamı da halkanın önemini şu ifadelerle seslendirirdi:
Bir hadis-i şerifte ifade edildiği üzere bazı melâike-i kiram da sabah akşam ilim ve hakikat ehlinin teşkil ettiği bu tür halkaları gezerek, onların meclislerini şereflendiriyor ve Cenâb-ı Hakk indinde onlar lehine şahitlik ediyorlar.21
O hâlde bizler de; hakiki imanı elde etme ve ihlâsa erme adına, uhuvvet şuuruyla hareket etmeli ve meseleleri müzakere zemininde müşterek ele alma disiplinini uygulamalıyız. Sebepler açısından bunlara riayet ettiğimiz gibi; aynı zamanda duaya sarılarak ilâhî inayete de iltica etmeliyiz. Allah (celle celâluhu), hepimize, enaniyetin çok ileri gittiği böyle çetin bir dönemde, tam bir uhuvvet ruhu ve kâmil ihlâs lütfeylesin!
12 Zümer sûresi, 39/2.
13 Zümer sûresi, 39/11.
14 Zümer sûresi, 39/14.
15 Bkz.: Bediüzzaman, Lem’alar s. 200 (Yirmi Birinci Lem’a).
16 Bkz.: Bediüzzaman, Tahrihçe-i Hayat s. 309 (Kastamonu Hayatı).