Şu bir gerçek ki, farkında olunsun olunmasın –müşrikler kat’iyetinde olmasa dahi– ehl-i iman da bazen şirke girmektedir. Bu âyet-i kerimede de belirtildiği gibi aşırı çocuk sevgisi de bu şirk yollarından biridir. Günümüzde, çocuklarımıza, torunlarımıza Allah’ın birer emaneti, hediyesi, lütfu, ihsanı nazarıyla bakmak yerine, sanki onlara sahip ve malikmişiz gibi bakıyoruz. Hatta onlar uğrunda bazen namazı-niyazı bile terk edebiliyoruz. Öyle ki onlara karşı olan sevgimiz, âdeta Allah’a olan sevgimizden daha fazla. Yani emanet nazarıyla bakıp, Allah için seveceğimiz çocuklarımızla –tabir caizse– Allah’ı düşünmeden öyle bir seviyede alâka ve irtibata giriyoruz ki, belki de farkına varmadan o zımnî şirke yuvarlanıp gidiyoruz. Öyleyse, “Bir kalbte hakikî mânâda iki muhabbet olmaz.” esasına göre hareket etmeli ve şirke karşı hep belli bir tavır içinde olmalıyız. Tabiî bunu söylemek ve lafını etmek gayet kolay; hayata tatbiki ise zorlardan zor. Öyle de olsa, ne yapıp yapıp, şirkten arınmalı ve çok uzak mesafelerden de olsa, şirkin kokusu duyulan meselelere kat’iyen yaklaşılmamalıdır. Bunlar yapıldıktan sonra da Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu duası önemli bir reçete sayılır: اَللّٰهُمَّ إِنّ۪ي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ شَيْئًا وَأَنَا أَعْلَمُ وَأَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لَا أَعْلَمُ“Allah’ım, bile bile herhangi bir şirke girmekten Sana sığınırım, bilmediğim şeylerden de Senden mağfiret dilerim.”2
Dipnotlar
- 2 el-Münâvî, Feyzu’l-kadîr 4/173; Kurtubî, el-Câmiu li ahkâmi’l-Kur’ân 11/72.