İçeriğe geç

Kaldı ki Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) liyakat ve büyüklüğü, her devirde hemen herkes tarafından kabullenilmiş bir olguydu. Ayrıca O’nun geleceğine dair bir hayli işaret ve bişaretler de bulunmakta idi. Evet, bunca tahrife rağmen, Üstad Allâme Hindî’den Hüseyin Cisrî’ye kadar niceleri eski kitaplarda, Hz. Peygamber’e ait tam 114 işaret ve bişaret bulunduğunu tespit edebiliyorlardı. Evet, ta Hz. Davud, Hz. Süleyman’dan, Hz. Musa, Hz. Yahya, Hz. Zekeriya ve Hz. İsa’ya kadar bütün peygamberler (aleyhimüsselâm), o sarsılmaz icmalarıyla Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) geleceğini haber vermiş ve O Zât’ın, hepsinin büyüklüklerinin câmii olduğunu ümmetlerine bildirmişlerdir. Bu yönüyle Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu mânâdaki makam-ı cem’in sahibidir.

Evet enbiyâ-yı izamın cihet-i vahdeti bir cihette O’nda tecellî etmiştir. Yani Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) âlemşümul risaletiyle, âdeta bütün enbiyâ-yı izamın düşüncelerinin hulâsasını ve topyekün insanlığa sunulacak mesajlarının esasını cem etmiştir. Böylece tesisi gerekli meseleleri tesis ettiğinden ötürü bir müessis; tahrif edilen şeylerin hakikatini ortaya koymakla musahhih; tecdit ve tekmil gereken şeyleri de tecdit etmekle O, bir Müceddid-i Ekmel olmuştur. Artık O’ndan sonra resûl gelmeyecektir. Zira meseleler bu kadar vahdete ulaşınca, O’ndan sonra kim gelirse gelsin bu vahdeti yeniden parçalayıp dağıtacaktır. Bu yüzden O en sondur. İnsanlık O’nunla, duygu ve düşüncede, din ve akidede, yol ve yöntemde hayatî bütün ünitelerin ana başlıklarına ulaşmıştır ve artık yeni bir risalete ihtiyaç kalmamıştır. Evet, bundan böyle bütün insanlık, bütün hayatî meselelerini bu son risaletin verdiği en son şekle göre düzenleyip hayata geçirecektir.

114