sırrıyla mahkeme-i kübrâda o duruma düşmektense burada kat kat hatalarımın cezasını çekmek veya Senin nâmütenâhî affına sığınmak isterim. Vahşî’yi bağışlayan, onu sahabî şerefiyle serfiraz kılan o engin rahmetine iltica ederek ve Sana sığınarak, “Sen dilersen merkepten de insan yaparsın ama dilersen insanı da merkep kılarsın.” derim.
Bizi insan olarak en güzel sûrette yarattın. Ancak biz, insanî sîretimizi irademizle bozduk, çamur ve bataklık içine girdik. Şimdi öyle bir çamur içinde bocalayıp duruyoruz. Ama bir yerde dendiği gibi Senden gayrısına secde etmemiş bir başımız var. Gönül bozulsa, iç âlemi pörsüse bile Senden gayrısına secde etmedik ve kimseye bel kırmadık. İşte Sana vereceğimiz şey budur. مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ5 kalkanıyla nezd-i ulûhiyetine iltica ediyor ve bizi bağışlamanı diliyoruz.