Bir gün Allah Resûlü, aynen bu sözleri tekrar eder ve şöyle der: “Havzın başında, oraya gelmekte olan bir grup insanın, su başından kovulan develer gibi kovulduklarını görürümأُصَيْحَابِي أُصَيْحَابِي‘Ashabçıklarım, ashabçıklarım!’ der Allah’a yalvarırım. O zaman banaلَا تَدْرِي مَا أَحْدَثُوا بَعْدَكَ‘Sen onlardan ayrıldıktan sonra, onların neler karıştırdıklarını bilmiyorsun.’ denir. Ben artık ne diyeyim, salih kul İsa (aleyhisselâm) gibi derim: ‘Eğer azap edersen onlar Senin kulların. Eğer affedersen, Gafûr Sensin, Hakîm Sensin.’”648
Hz. Ebû Bekir Allah Resûlü’nün ilk çırağıdır. Düşüncesi, yapısı aynen Allah Resûlü’ne benzemektedir. Bu benzeyiş onların kararlarında da hissedilecek şekilde barizdir.
Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hz. Ömer’e (radıyallâhu anh) döner, diğer ulü’l-azm iki nebiye benzetir: وَإِنَّ مَثَلَكَ يَا عُمَرُ كَمَثَلِ نُوحٍ قَالَ: رَبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْأَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّارًا “Yâ Ömer! Sen de Nuh (aleyhisselâm) gibisin ki, O şöyle demişti: ‘Rabbim, yeryüzünde bir tek kâfir dahi bırakma.’649 Ve sen aynı zamanda Musa (aleyhisselâm) gibisin ki O da şöyle demiştiرَبَّنَا اطْمِسْ عَلَۤى أَمْوَالِهِمْ وَاشْدُدْ عَلَى قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتَّى يَرَوُا الْعَذَابَ الْأَلِيمَ‘Rabbimiz! (Firavun ve taraftarlarının) mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar, can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar.’650”651