İçeriğe geç

Zemahşerî, “Afdan bahsedilen bir yerde, günah da vardır.” der.660 Ancak Fahreddin Râzî böyle bir tevcihi kat’iyen kabul etmez ve “Belki bizler için aftan bahsedilen yerde bir günah söz konusu olabilir; ancak enbiyâ için affın sadece iltifat ifade ettiğini.” söyler.661 Durum böyle olunca bu âyet, baştan sona Efendimiz’e iltifatla doludur.

Yukarıda da arz edildiği üzere Efendimiz fetanet-i a’zam sahibidir. Neyin ne olacağını, hangi işin nasıl yapılacağını çok iyi bilir. Burada da o fetanete göre bir alternatif sunulmaktadır. Şöyle ki: Münafıklar Müslümanlardan tam mânâsıyla ayrılıncaya dek, izin verilmemeliydi.. ve münafıklar, izinle ayrılıp gitme gibi masum bir pozisyona sokulmamalıydı. Çünkü onlar, Allah Resûlü izin vermeseydi de, yine ayrılıp gideceklerdi ve böylece münafık oldukları açıkça ortaya çıkacaktı.. Cenâb-ı Hakk’ın muradı bu istikametteydi.. ve Efendimiz’den istenen de böyle bir yaklaşımdı. Gerçi Cenâb-ı Hak, O’na münafıkları bildiriyor ve Habîbini her şeyden haberdar ediyordu. Ancak onları bir de böyle tespit etmek ve kıskıvrak yakalamak vardı.

İşte Kur’ân’a göre Allah Resûlü, izin vermekle böyle bir fırsatı kaçırmış.. ve daha bir sürü afv u muâfât soluklamış oluyordu..

871