İçeriğe geç

Allah Resûlü’nün şu “cevâmiü’l-kelim”ine bakın ve şöyle deyin: فَصَدَقَ رَسُولُ اللّٰهِ Her hadisten sonra böyle söylemek bize bir borçtur ve O’nun her ifadesi, bize “Muhammedün Resûlullah” dedirtmektedir.

13. Dil Belâsı ve İffet

İmam Buhârî’nin Sahih’inde rivayet ettiği bir başka hadislerinde Allah Resûlü, şöyle buyurmaktadırlar:

مَنْ يَضْمَنْ لِي مَا بَيْنَ لَحْيَيْهِ وَمَا بَيْنَ رِجْلَيْهِ أَضْمَنْ لَهُ الْجَنَّةَ

“Kim bana, iki çene ve apış arası mevzuunda söz verir, kefil olursa, ben de ona Cennet için kefil olurum.”323

Bunu söyleyen, Allah Resûlü’dür. O, bir insanın neye kefil olup neye olamayacağını herkesten iyi bilir. Cennet’e kefil olacağını söylüyorsa, mutlaka olacaktır. Zira, kardeşim deyip bağrına bastığı Osman b. Maz’ûn gibi bir sahabi hakkında birinin, “Cennet kuşu oldun gittin.” gibi sözler sarf etmesine karşı çıkmış ve “Ben, Allah’ın Resûlü olduğum hâlde nasıl bir muamele göreceğimi bilmiyorum, sen onun Cennetlik olduğunu nereden bildin?”324 demişti.

Demek oluyor ki, ağzına ve apışarasına sahip çıkacağına dair söz veren ve verdiği sözde duran bir insana, Allah Resûlü Cennet sözü verirken, bunu heva ve hevesine göre söylemiyor. Mutlaka Cenâb-ı Hakk’ın bu mevzuda bildirdiği bir şeye binaen böyle bir vaadde bulunuyor.

Zaten O, hiçbir zaman Cenâb-ı Hakk’ı kendi heva ve hevesine göre konuşturmadı. Böyle bir sukuttan O her zaman muallâ ve müberra bulunmaktadır. Öyle ise dedikleri, ayn-ı hak ve hakikattir, vaad ettiği de günü gelince muhakkak olacaktır.

659