İçeriğe geç

Meselâ, Allah sizin mahiyetinize bazı muzır maddeler koymuş; gazap, kin, nefret ve şehvet gibi… Ancak, bunların hiçbirisi, hiçbir zaman size hükmedememiş. Aksine siz, daima o müthiş iradenizle onları zapturapt altına almışsınız.. almış ve bir irade ve ruh insanı olarak yaşamışsınız. Farz ve sünnetleri yerine getirmiş.. kalb ve ruhun derece-i hayatını takip etmiş.. Cehennem yolunun cazibedâr güzelliklerine takılmamış ve Cennet yolunun zorluklarına katlanarak rabbanîliğinizi korumaya çalışmışsınız.. ve bir de bakmışsınız ki, nebilerle, sıddîklerle, şehitlerle beraber aynı iklimi paylaşıyorsunuz.

Zannediyorum, ahir zamanda, şu bin bir fitne içinde, din-i mübine sahip çıkmaya çalışan şu ikinci diriliş cemaatine, Hz. Muhammed Mustafa’nın (sallallâhu aleyhi ve sellem) kemâl-i letâfetle bakmasının arkasında da bu sır vardır… Çarşı-pazar, gayya gibi insanları içine çekip eritmesine mukabil, varlıklarını koruyan, direnen ve dişlerini sıkıp dayanan bu insanlar, gerçekten hemen sahabenin maiyyetinde sayılabilirler. Sahabe, Allah Resûlü’nün arkadaşları, bunlar da O’nun kardeşleridirler. Zira O, asırlar sonra gelecek bu insanlara, kendi yaşadığı devirde iştiyak izhar etmiş, âdeta “Kardeşlerime selâm olsun!” demiştir.327

Evet, sanki Allah Resûlü, bütün asırlarla beraber, bu asrın insanına da hususî olarak “Kim ağzını ve apışarasını korumaya söz verirse, Cennet için ona kefil olurum.” demektedir. Bu söz, öyle insanlara söylenmektedir ki, onlar Cennet’e fevkalâde müştak ve arzulu, Allah ve Resûlü’ne kavuşmaya karşı da alabildiğine sevdalıdırlar. Ve onlar, Allah Resûlü’nün müjde dolu bu ifadesine muvafık hareket ederek, inşâallah ipi göğüsleme azmi içindedirler.

665