İçeriğe geç

Bir defasında Kâbe’de durmuş namaz kılıyordu. Müşrikler başına üşüştü ve O’nu tartaklamaya başladılar. O anda orada Hz. Ebû Bekir vardı ve yetişti: “‘Rabbim Allah’ dediği için bir insanı öldürecek misiniz?” diyerek Allah Resûlü’nü müdafaa etti.262 Bütün bunlar aralıksız oluyordu. Ama olup-biten bu hâdiseler asla O’nu yolundan döndüremiyordu. Kızına hitaben O: “Ağlama kızım, Allah babanı zayi etmeyecektir.” demişti263 ve Allah (celle celâluhu) da O’nu asla zayi etmemişti. Milyonların gönlünü, O’na ebedî mâkes eylemişti…

Tebliğ mevzuuna bir kere daha göz atıp, sonra başka bir bölüme intikal edelim.

Buraya kadar izah etmeye çalıştığımız gibi tebliğ, Peygamberlerin ve Peygamberimiz’in varlık gayesidir. Onlar tebliğ için yaratılmışlardır. Biz, bu vazifeyi yaparken sadece bir sorumluluğu yerine getirmiş oluruz. Hâlbuki Peygamberler, onu, yaratılış gayeleri olarak yaparlar.

Ayrıca biz, bu mevzuu tahlil ederken nasıl Allah Resûlü’nün getirdiği mesajın şeffaf yüzünde, مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ yazılı olduğunu göstermeye çalıştık. Aynı zamanda O’nun getirdiği mesajı tebliğ ederken kullandığı usûl ve metotların; hem O’nun Allah’ın Resûlü olduğunu ispat eden önemli bir delil hem de kendisinden sonra tebliğ vazifesini yapmak isteyenlere, yanıltmaz, şaşırtmaz bir yol olduğu hakkında ipuçları vermeye gayret ettik.

242