İçeriğe geç

Yine o terbiye sayesindedir ki, Berberî bir köle, Herkül burcunu aşmış, adını değiştirmiş.. ve deniz aşırı dünyalara, o güne kadar duyup bilmedikleri şeyler anlatmış ve onların idraklerini aşan harikulâde şeyler sergilemiştir. Batı, Müslümanlarla tanışacağı âna kadar, hayatı istihkar, şehadet arzusu, ölüm iştiyakı gibi şeyleri bilmezdi. Onun için de, o gün, Tarık’ın Endülüs’e geçişini, geçtikten sonra gemilerini yaktırışını, 5 bin kişilik bir keşif birliğiyle, 90 bin kişilik İspanya ordusuyla yaka-paça olmasını.. ve en karamsar durumlarda dahi fütursuzluğunu anlayamamış ve şaşkına dönmüşlerdi. İsterseniz siz dönmeyin! O, kendinden 20 kat daha fazla düşman karşısında, askerlerini toplamış ve onlara şöyle seslenmişti:

“Askerlerim! Önünüzde derya gibi bir düşman, arkanızda düşman gibi bir derya var. Ya kaçacak, arkadan vurulacak ve zelîlâne öleceksiniz veya savaşarak muzaffer olacak ve Allah’a kavuşacaksınız.”

Tarihçi bize diyor ki: “Birkaç saat gibi kısa bir zaman içinde, Tarık ve ordusu düşman yığınlarının altından vurup üstünden çıkmıştı…”

Ve Tarık, Toleytola’da kralın hazinelerinin bulunduğu saraydaydı. Şimdi şu dünkü kölenin bugünkü hâline bakın… Bakın da, İslâm’ın ruhlara üflediği mânânın derinliğini görmeye çalışın! Kralın hazinelerinin üstüne ayağını koymuş, ve kendi kendine şöyle diyor:

“Tarık! Dün boynu tasmalı bir köle idin; Allah seni hürriyete kavuşturdu. Sonra bir kumandan oldun! Bugün, Endülüs’ü fethetmiş ve kralın sarayında bulunuyorsun. Unutma! Yarın da Allah’ın huzurunda olacaksın!”

Aman Allahım! Bu ne müthiş, bu ne derin bir anlayıştır? Aslında ayak takımından böyle zirveye ulaşanlarda aşağılık duygusu olur.. çalım satar, böbürlenir, durmadan kendini insanlara anlatmak ister. (Sık sık millete musallat olanlarda bunu hem de bütün utandırıcılığıyla görüyoruz!)

33