İçeriğe geç

“Şimdiye kadar gelen bütün peygamberlerin her birisi, bu muhteşem binanın bir tarafını yaptı. Ama onun bir yanında ikmal edilmesi gerekli olan bir gedik vardı. Her gelip uğrayan, ‘Acaba bu bina ne zaman tamamlanacak?’ diyordu. Buyururlar ki: ‘İşte onu tamamlayan benim. Artık benimle o binanın eksik yanı kalmamıştır.’ ”2

Kur’ân-ı Kerim, bu mevzuda Efendimiz’i teyit sadedinde: اَلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ “Bugün size dininizi tamamladım.”3 der. Yani, şimdiye kadar gelen bütün enbiyâ, evliyâ, asfiyâ “Bu bina ne zaman tamamlanacak?” diyorlardı. İşte seni tamamlayıcı olarak gönderdim ve seni mükemmil kıldım, o binayı sen ikmâl edeceksin. Ben, bu dinden hoşnut olduğum gibi, onu herkesin de hoşnut olacağı esaslarla bezedim…

Evet, Allah Resûlü, eksikleri tamamlamak için gelmişti. O’ndan sonra, O’nun sunduğu mesaj ve getirdiği esaslarda eksik arayanlar, kendi kafalarındaki eksiklikleri ve kendi ruhlarındaki boşlukları arasalar daha iyi yaparlar. O bir tamamlayıcı, kemale erdirici ve ıslahatçıydı. Bütün eğri büğrü şeyleri ıslah, eksik kalmış şeyleri itmam ve o güne kadar tamamlanamamış şeyleri de ikmal edecekti ve etti de.

Bir terbiyecinin büyüklüğünü şu hususlarda görürüz:

1. Ruh, Nefis ve Aklı Yüceltmesi

İnsanların ruh, nefis ve akıllarını, ruh, nefis ve akıl adına yükselebilecek en son noktaya ulaştırması ki; Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) tarihin şehadetiyle kendi talebelerine ve müntesiplerine -Allah’ın inayetiyle- bunu yapmıştır. Evet, onları, aklın, ruhun ve nefsin ulaşabileceği en son noktaya kadar götürmüş ve orada gezdirmiştir.

24