İçeriğe geç

İşte, yine Hz. Ömer; İslâm’da bilhassa hatâen öldürmelerde diyet, âkıleye düşer; yani, bir kişi hatâen birini öldürse, öldürülenin diyetini vermek, öldürene değil: بِحَسَبِ الْمَغْرَمِ الْمَغْنَمُ ‘Borç ve harç ölçüsünde fayda’ kaidesi gereği, öldürenin mirasçılarına düşer ve bunlara ‘âkıle’ denir. Hz. Ömer Efendimiz, bu mevzuda kadının kocasının diyetine mirasçı olamayacağı kanaatinde idi. Fakat, Dahhâk İbn Ebî Süfyan kendisine: “Yâ emîre’l-mü’minîn, siz böyle hüküm veriyorsunuz ama, Eşyem İbn Dıbâbî vefat edince, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) onun diyetinden zevcesine miras verdi.” deyince, Hz. Ömer kararını değiştirmiş ve: “Bundan sonra, kadınlar kocalarının diyetinden miras alacaklardır.”17 diye ilanatta bulunmuştur.

h. Ümmetin emîni Ebû Ubeyde İbn Cerrah (radıyallâhu anh), Hz. Ömer’in en çok sevdiği dostlarından biriydi. O kadar ki, ölümle pençeleştiği demlerde: “Ebû Ubeyde hayatta olsaydı, yerime onu tavsiye ederdim.” buyurmuştu.18 Evet, onca sıkıntıdan sonra Müslümanlara yönelen dünya, Ebû Ubeyde’de en ufak bir değişiklik yapmamıştı. Bir defasında, Hz. Ömer, bu şerefli sahabenin çadırına girdiğinde, fatih ordulara kumanda eden bu büyük zatı, kumların üzerinde okunu hazırlayıp, yayını gererken bulmuş ve: “Dünya herkesi değiştirdi ama, seni değiştiremedi yâ Ebâ Ubeyde!” diyerek ağlamıştı.19

380