İçeriğe geç

İbn Ömer celâllenir ve: “Hayır, öyle demedi!” diye mukabelede bulunur. Ubeyd: “Ya nasıl dedi?” diye sorar ve İbn Ömer: “Ben Resûlullah’tan böyle duydum” diyerek, hadisi şu şekilde okur: مَثَلُ الْمُنَافِقِ كَمَثَلِ الشَّاةِ الْعَائِرَةِ بَيْنَ الْغَنَمَيْنِ12

Aradaki fark, sadece اَلرَّابِضَةِ ile اَلْعَائِرَةِ farkıdır. Bu hâdise Müsned’deki başka bir rivayette ise şu şekilde kaydedilmiştir: Ubeyd b. Umeyr:

إِنَّ مَثَلَ الْمُنَافِقِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَالشَّاةِ بَيْنَ الرَّبِيضَيْنِ مِنَ الْغَنَمِ، إِنْ أَتَتْ هَؤُلَاءِ نَطَحَتْهَا، وَإِنْ أَتَتْ هَؤُلَاءِ نَطَحَتْهَا

“Münafığın durumu iki sürü arasındaki koyuna benzer ki, sürünün birine katıldığında onu boynuzlarlar, diğerine katıldığında yine boynuzlarlar.” diye rivayet eder.

Abdullah İbn Ömer: كَالشَّاةِ بَيْنَ الرَّبِيضَيْنِ yerine: كَالشَّاةِ بَيْنَ الْغَنَمَيْنِ olacağını söyler. Zira kendisi Efendimiz’den bu şekilde işitmiştir.13

Sahabenin gösterdiği bu hassasiyeti, aynıyla tâbiîn ve tebe-i tâbiîn de göstermiştir. Meselâ, meşhur Süfyan İbn Uyeyne şu hadisi rivayet eder:

نَهَى رَسُولُ اللّٰهِ * عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْـمُزَفَّتِ أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ

“Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem), kabaktan elde edilen ve ziftli kaplarda (koruk, üzüm, hurma usâresi gibi) şıra kurmaktan menetti.” Daha sonra bu hadis Süfyan’ın yanında: أَنْ يُنْبَذَ فِيهِ şeklinde rivayet edildi. Bunun üzerine Süfyan: “Ben Zührî’den öyle duymadım. O, bu hadisi şöyle rivayet ediyordu.” diye itiraz eder ve hadisi yukarıdaki şekliyle okur.14

386