Bir defasında bir kadın, torununun mirasından pay almak için Hz. Ebû Bekir’e (radıyallâhu anh) müracaatta bulundu. Resûlullah’ın Halifesi: “Kitabullah’ta sana bir şey verileceğine dair bir âyet görmediğim gibi, Resûlullah’ın da (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu mevzuda bir şey buyurduklarını hatırlamıyorum.” cevabını verdi. Bunun üzerine Muğîre b. Şu’be (radıyallâhu anh), ayağa kalkıp: “Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), nineye altıda bir hisse verirdi.” dedi. Hz. Ebû Bekir’in (radıyallâhu anh): “Senden başka bunu bilen var mı?” sorusu üzerine, Muhammed b. Mesleme (radıyallâhu anh), Muğîre b. Şu’be’yi tasdik ederek: “Ben de aynı şeyi Resûl-i Ekrem’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) duydum.” diye şahitlikte bulundu. O zaman, Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh), o kadına altıda bir hisse verdi.18
Resûlullah’ın zayıf bir hadiste: “Dininizin yarısını şu hümeyrâdan alın!”19 buyurduğu büyük zekâ ve fetanet sahibi, her şeyi inceden inceye tahkik eden Hz. Âişe Validemiz, bir gün Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Hesaba çekilen, muhakkak azaba maruz kalmıştır.” buyurması üzerine: “Böyle diyorsun ama, Allah, Kur’ân’ında bazıları için: فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا‘Sonra, hesapları görülür de, yumuşak-kolay bir hesaba çekilirler.’20 buyurmuyor mu?” diyerek, açıklama istedi.
Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), şu tavzihte bulundular: “Yâ Âişe, senin dediğin “arz” dır. Herkesin hesabı Allah’a arzolunacak. Fakat, hesapta Allah bir insanla münakaşaya tutuştu mu, kul, yaptıklarını inkâr edip de, Allah onun yaptıklarını bir bir sayıp döktü mü, işte o zaman insanın işi bitmiştir.”21