Geçmişi bırakalım; dinin ve ona sahip çıkanların en çok ve en şiddetli hücumlara maruz kaldığı şu yirminci asırda bile din ortadan kaldırılabilmiş midir ki; hadisin tutarsızlığına hükmediliyor. Komünist ülkelerde baskı altına alındığı, bazı ülkelerde şiddetle takip edildiği ve silinmek üzere olduğunun sanıldığı dönemlerde bile, yine ona sahip çıkanlar bulunduğu gibi, bugün, insanlık, çeşitli dalâlet ve küfür bataklıklarında bunca yıl yüzdükten sonra, kurtulmak için el attığı yine dindir, ‘din-i mübin-i İslâm’dır; çünkü o ilâhî bir şem’adır; bir şem’a ki, Allah yaka, üflemekle sönmez.
Hadiste sözü edilen ‘cemaat’ hakkında değişik yorumlar yapılmıştır. Buhârî, bir yerde: “Bunlar, Şam ehlidir.”35 diyor. Çünkü, onun yetiştiği dönemde Şam, ilmin merkeziydi. Hilâfet, vâkıa Şam’dan Bağdat’a taşınmıştı ama, Şam ondan sonra da, uzun asırlar merkez olma hususiyetini devam ettirmişti. Evzâî, Leys b. Sa’d ve İmam Malik gibi âlimler, talebelerini Şam’a gönderiyor, bunlar da orada ümerânın etrafını alıp, ilim neşrediyorlardı. Bazıları, bu hadisteki ‘cemaat’ten kastın muhaddisler olduğunu, bazıları da müfessirler olduğunu söylemiştir.
Maamafih, bu ‘cemaat’i belli bir gruba ve zamana hasretmemek, mânâya daha uygun olsa gerek. Her zaman bulunmuştur bu cemaat. Bir zaman Şam’da.. bir zaman başka bir yerde.. bir zaman Ömer İbn Abdülaziz’in etrafında.. bir zaman İmam Gazzâlî Hazretleri’nin çevresinde bir zaman İmam Rabbânî’nin, bir zaman Mevlâna Halid-i Bağdâdî’nin ve bir zaman da bir başkasının arkasında bulunmuştur ve bulunmaya da devam edecektir.
g. Uykudan Kalkınca Elleri Yıkamak
Anlamayan veya mânâsına vâkıf olamayanlar tarafından tekzip edilen bir diğer hadis-i şerif de şudur: