İçeriğe geç

Bunun gibi hadis diye uydurulmuş bir diğer söz de: وُلِدْتُ فِي زَمَنِ الْمَلِكِ الْعَادِلِ“Ben, âdil bir melik zamanında doğdum.”5 ifadesidir. Bu, bizim “Nûşirevan”, İranlılar’ın ise “Enûşirvan” dedikleri kişiyi yüceltmek için uydurulmuş bir sözdür. Allah Resûlü’nün, bir başkasının kazandıracağı şerefe asla ihtiyacı yoktur; bilakis, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), zamana ve mekâna şeref getirmiştir. Zamana ve mekâna şeref verdiği zamanda âdil bir hükümdarın yaşamış olması, O’nun şerefine şeref katmaz; zaman ve mekânın etekleri, O’nun dünyaya teşrifleriyle şerefle dolmuştur.

Akıl ve mantığa çok ters düşmemekle birlikte halk arasında çok meşhur olmuş, kitaplarda görüp, minberlerden dinlediğiniz, hadis diye rivayet edilen bir başka söz de: اَلنَّظَافَةُمِنَ الْإِيمَانِ“Temizlik imandandır.”6 ifadesidir. Bu sözün mânâsı doğrudur ama, böyle bir söz, asla ve kata Resûlullah’tan sâdır olmamıştır. “Mânâsı doğrudur.” dedim; çünkü sahih hadiste Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): اَلطُّهُورُ شَطْرُ الْإِيمَانِ “Tuhûr, (yani, maddî temizlik ve tevbe, istiğfar, münâcât, murâkabe, muhasebe ve ubûdiyetle gerçekleştirilecek mânevî temizlik) imanın yarısıdır.”7 buyurmuştur.

Bir diğer aldatan söz de: تَخَتَّمُوا بِالْعَقِيقِ“Akikten yüzük takının.” Allah Resûlü’nden böyle bir söz sâdır olmuş değildir. Şu kadar ki, Âişe Validemiz’den rivayet edilen: تَخَيَّمُوا بِالْعَقِيقِ “Akik’te çadır kurun.” hadisi vardır. Akik, Medine’den ayrılıp da Mekke’ye giderken kendisine uğranılan bir vadinin adıdır. İlk dönemlerde yazıda nokta kullanılmadığından, تَخَيَّمُوا ihtimal تَخَتَّمُوا olmuş ve Akik vadisi, akik taşı ile karıştırılmış ve ortaya böyle bir söz çıkmıştır. Bir de bunun sonuna: فَإِنَّهُ يَنْفِي الْفَقْرَ “Çünkü o, fakirliği giderir.” yalanı eklenmiştir.8

407