Hayvan yetiştiriciliğiyle ilgili ortaya çıkan bu yeni üretim tarzları karşısında, meselenin fıkhî boyutu da tartışılmaya başlanmış ve bütün bu hayvanların zekâta tâbi olup olmayacakları ve eğer zekâtları verilecekse bunun oranının ne olacağı gündeme gelmiştir. Hemen ifade etmek gerekir ki zikredilen bu ve daha başka hayvanlar ihtiyaç için beslendikleri takdirde zekâttan muaf olsalar da, ticaret maksadıyla yetiştirildiklerinde zekâta tâbi olacaklar ve onlar hakkında da ticaret mallarıyla ilgili hükümler geçerli olacaktır. Dolayısıyla bu tür hayvanların değeri nisap miktarına (85 gr. altın) ulaştığı takdirde, onların 1/40 oranında zekâtları verilecektir. Ticaret için elde tutulmadıkları takdirde bu hayvanların kendisinden zekât verilmese de bunların gelirinden hâsıl olan nakit paralar nisap miktarına ulaştığında, bunlara zekât taalluk edeceği de hatırdan çıkarılmamalıdır.
6. Hayvan Ürünleri
Günümüzde bilim ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayvancılık sektöründe de önemli değişimler meydana gelmiş, geçmiş dönemlere nispeten hayvanlardan oldukça yüksek verim alınmaya başlanmıştır. Nitekim bugün dünyanın değişik bölgelerinde sırf ürünlerinden istifade etme düşüncesiyle birçok hayvanın besimi yapılmaktadır. Mesela yukarıda hükmü ele alınan bir kısım küçükbaş ve büyükbaş hayvanların daha ziyade sütünden istifade için besimi yapılmakta ve yine yumurta tavukçuluğu önemli bir gelir kaynağı hâline geldiği için yumurta üretim tesisleri açılmaktadır. Aynı şekilde arıların ve ipekböceklerinin ürünleri de (bal ve ipekböceği) önemli gelir kaynaklarından biri hâline gelmiştir. Dolayısıyla bu hayvanların bizzat kendilerinin zekâta tâbi olup olmamalarının yanında, onlardan elde edilen ürünlerin de zekât adına ne tür hükümlere tâbi oldukları, üzerinde durulan konulardan birisi hâline gelmiştir.