Bazı durumlarda evlilik hayatında sahip olunan mallar, karı-koca müşterekliği içinde ele alınmaktadır. Dolayısıyla bunların zekâtı da buna göre verilmelidir. Bazen de mal, her ne kadar kadının üzerine tapulu olsa veya zinet eşyalarını kadın kullansa bile, örfî uygulamalar içinde onun tasarruf hakkı erkeğe ait olabilmektedir. O zaman bu mallar hükmen erkeğindir ve zenginlik adına nisap araştırması yapılırken, bu mallar erkeğin hesabına yazılacaktır ve zekâtını da elbette erkek verecektir.
5. Değerli Taşlar
Şimdiye kadar fukaha, dinî nasların bu noktadaki sükutundan hareketle inci, mercan, zebercet gibi kadınların kullandıkları değerli taşlardan zekât verilmesinin gerekmediği üzerinde durmuşlardır. Zira bunların, yine birer zinet olan altın ve gümüşten farkı, altın ve gümüşün tedavül vasıtası yani para olarak kullanılması, piyasanın bu ikisine göre belirlenmesidir. Halbuki bu taşların böyle bir durumu yoktur.
Bu nevi değerli taşlar şayet ticarete konu ediliyorsa, zaten ticarî emtia olarak değerlendirilecek ve % 2,5 oranında zekâtı verilecektir. Eğer bu tür değerli taşlar sadece zinet ve süs kastıyla elde tutuluyorsa, o zaman da yine zekâtının verilmesi bize daha doğru gelmektedir. Yani zekât verilirken bu tür değerli taşların da hesaba katılmasında isabet olacağı kanaatindeyiz.
İşin ekonomik tarafına bakıldığında da böyle bir hareket tarzının daha doğru olduğu anlaşılacaktır. Zira bu tür taşlar, zatî değeri haizdirler. Dolayısıyla bunlar zekâttan muaf tutulduklarında “kenz” olma yolları da açılmış olacaktır ki bu da Kur’ân ve Sünnet’in asla tasvip etmediği bir husustur.