İnsanların, sahip oldukları paradan zekât vermeleri gerekir. Günümüzde kullanılan kâğıt ve madenî paralar, zatî kıymetleri olmayıp hükmî kıymeti haiz değerli kâğıtlar nevindendir. Paralar, bu yönüyle Asr-ı Saadet’te kullanılan ve zatî kıymeti olan altın ve gümüşe benzememekle birlikte, yaptığı iş ve tedavüldeki yeri itibarıyla bunlarla ayniyet arz etmektedir. Yani bugün, eşya mübadelesinde karşılık olarak altın veya gümüş para yerine kâğıt veya madenî para kullanılmaktadır. Hatta günümüzde mesele bununla da kalmamış, daha ötesinde değerler de ortaya çıkmıştır. İster elindeki nakit parası, ister banka hesabındaki değer, isterse başka türlü bir şey olsun, bir insanın sahip olduğu birikimler, ticarî hayatta yüklendikleri misyona göre değerlendirilmeli ve 1/40 üzerinden zekâtı verilmelidir.
Çek ve senetler de üzerindeki tarihler itibarıyla vakti geldiğinde nakde çevrilebilmeleri yönüyle kağıt para gibi değerlendirilir. Öyleyse tedavül vasıtası olan bütün bu değerler için 85 gram altının kıymetine mukabil gelecek miktara sahip olan kimse % 2,5 üzerinden zekât vermelidir.
3. Hisse Senedi
Büyük yatırımlarda hem sermayeyi geniş tabana yayma hem de ticarî hayata geniş kitlelerin katılımını sağlama adına piyasaya sürülen hisse senetleri bir mülkü temsil ettiği için zekâtı verilmesi gereken emtia cümlesindendir.
Genel yaklaşım, hisse senetlerinin kârından zekât verilmesi yönündedir. Bununla birlikte asli değerleri üzerinden zekât verileceğini savunanlar da vardır. Hisse senetleri ticari emtia olarak satın alındığında ise zaten ticaret malları kategorisine girecek ve asıllarından zekât verilecektir.