İçeriğe geç

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), memnuniyetini izhar etti ve şu ifadeleriyle evvela bu işe sebebiyet veren, bu kapıyı açan ve yardım ellerinin uzanmasına vesile olan o zatı alkışlayıp tebrik etti ve yukarıda zikrettiğimiz sözünü söyledi: “İslâm’da (Müslümanlıkta veya İslâm dini geldikten sonra) güzel bir şey yapıp bir çığır açan, kendisi o işin sevabını aldığı gibi, kendinden sonra o işi yapan herkesin sevabının bir misli de ona yazılır; şu kadar var ki onların sevaplarından bir şey eksilmez. İslâm’da kötü bir çığır açan kimse de kendi günahını yüklendiği gibi, kendinden sonra o yoldan gidenlerin günahlarının bir misli de ona yüklenir; şu kadar var ki onların günahlarından bir şey eksilmez.”31

Başka bir hadislerinde, yine bu konuya değinen Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), işlenen her cinayette, yeryüzündeki ilk cinayeti işleyen Kabil’in de amel defterine günah kaydedildiğini bildirerek, aynı hakikate parmak basmaktadır.32

Hazreti Âdem’den günümüze kadar geçen hâdiseleri, hadisin aydınlatıcı tayfları altında gözümüzün önüne getirecek olursak, insanlığın saadeti istikametinde önlerinde rehber, yollarında ışık olan peygamberler silsilesinin, arkalarından gelenlerin güzel amelleriyle mesut olacakları sonucuna varacağımız gibi; firavun ve nemrutların da kendilerinden sonra ve kıyamete kadar yapılacak her türlü melanetle dilgîr olup ızdırapla kıvrım kıvrım kıvranacakları hükmünü çıkarmamız hiç de zor olmasa gerek. Günah yüklü bulutların yağdırdığı her kezzap karşısında, “keşke.. keşke”lerle feryad ü figan edecekler, ama beyhûde çırpınışlarının elemiyle çektikleri ızdırabı artırmaktan başka bir şey elde edemeyeceklerdir.

Vermede de Denge

İslâm, insanları vermeye alıştırıp onları birer semahat kahramanı mertebesine çıkarmasının yanında, özellikle başkalarının hakkının taalluk ettiği durumlarda vermeye sınırlamalar getirebilmektedir.

33