Babaların zekât vermesi, çocuklar üzerinde de verme hislerinin gelişmesini temin edecek ve böylelikle gelecek adına fedakâr ve digergâm bir toplumun temelleri atılacaktır.
D. İmkân Nispetinde Mükellefiyet
İnsanlar bir kısım bedenî mükellefiyetlerle yükümlü olduğu gibi, malî bir takım vazifelerle de yükümlüdürler. Herkes, Cenab-ı Hakk’ın kendisine bahşettiği imkânlarla O’na kullukta bulunmakla mükelleftir. Beş kuruşu olan beş kuruşun, beş bin lirası olan da beş bin liranın içinde Allah’ın rızasını araştıracak ve iyi bir kul olmaya bakacaktır.
Günümüzde de dinin i’lası istikametinde herkes bu örfaneye koşacak ve sahip bulunduğu imkânları seferber edecektir. Biri elindeki bir kase yoğurtla koşarken, diğeri Sultan Süleyman’ın servetiyle iştirak edecek ve neticede hep beraber umumi bir kalkınma hamlesi yaşanacaktır. Zaten sahip olduğu imkânlarla kendini bir davaya adayan biri, –inşâallah– Allah katında kendisinden kat kat fazla himmet ortaya koyanlar kadar sevaptan istifade eder. Zira Allah katında, ortaya konulan şeyin miktarı değil, onu ortaya koyarken içinde bulunulan tavır ve durum önemlidir. Bediüzzaman’ın değerlendirmeleri içinde ifade edecek olursak, ihlâsla yapılan bir zerre amel, içinde ihlâs olmayan batmanlarca amelden üstündür.18
Onun içindir ki bazen bir kase yoğurt, mizanda, Sultan Süleyman’ın Süleymaniye Camii’nden daha ağır gelebilir. Öyleyse verirken ihlâslı olmak çok önemlidir.