Ayrıca bütün Cennet hayatı bir kerecik olsun O’nun Cemalini seyretmeye mukabil gelmeyecek olan Rabbimizi müşâhede edeceğimiz ânı sabırsızlıkla bekliyor ve o büyük nimete erebilmek için, içimizdeki şevkin kamçısıyla şahlandıkça şahlanıyor ve bizi o neticeye götürecek yoldan hiç inhiraf etmeden yürümeye çalışıyoruz.
Teferruata ait meselelerde peygamberler, bir evvelki şeriatı neshedip hükmünü kaldırabilir. Bu gibi meselelerde hep değişiklik olagelmiştir. Bu da beşerin biraz olgunlaşması ve kemale ermesiyle alâkalıdır. Hz. Âdem döneminde beşer çocukluk devrini yaşıyordu. Hâlbuki Efendimiz kendini ikindi sonrası güneşine benzetmektedir.10 Demek ki O’nun devrinin insanı olgunluk ve kemal devrini yaşamaktadır. Bu devrede haktan sonra bâtıl çok iyi fark ediliyor ve bâtıldan sonra gelen hakka sımsıkı tutunuluyordu. Gelen dinin teferruata ait kısımları da bu düşünce ve fikir merhalesine göre ayarlanmıştı. Fakat bunu yapan da yine Hakîm olan Allah’tır. Bu dinin bütün ibadet şekillerinde yüzlerce maslahat vardır. Yani ondaki ibadet şekli olgun bir cemaate münasip ibadet tarzıdır. Diğer dinler ise, daha sonra zaten tahrife uğramış ve asıl hüviyetlerini kaybetmişlerdir. Eski hâllerini muhafaza etselerdi dahi bugün için geçerli olamazlardı.11 Çünkü Allah, din olarak kendisinin razı olacağı dini tespit buyurmuş ve bunun İslâm dini olduğunu söylemiştir.12
Bir cümleyle meseleyi hulâsa etmek istiyorum:
Dipnotlar
- 10 Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), Tevrat ehlinin Tevrat’la gün ortasına kadar, Hıristiyanların da İncil’le ikindi vaktine kadar amel ettiklerini belirtmiş, önceki ümmetlere nazaran kendi ümmetinin ömrünü de ikindi vakti ile güneşin batması arasındaki müddete benzetmiştir: Buhârî, mevâkîtü’s-salât 17, enbiyâ 50, fezâilü’l-Kur’ân 17, tevhid 31, 47; Tirmizî, edep 82; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/121, 124, 129.
- 11 Bkz.: Âl-i İmrân sûresi, 2/19.
- 12 Bkz.: Mâide sûresi, 5/3.