İçeriğe geç

Bütün bunlardan anlaşılan şey şudur: Din bir bütündür, tecezzi ve inkısam kabul etmez. Veya başka bir ifadeyle, tecezzi ve inkısam kabul edene din denmez. Sanki din bir ağaç gibidir. İtikada ait meseleler onun kökü, ibadete müteallik hususlar dalı budağı, muamelât onun çiçekleri, ukûbât koruyucusu, evrâd ve ezkâr gibi hususlar da o ağacı alttan ve üstten besleyen unsurlardır. İşte böyle bir bütünlük ve yekpârelik arz eden din, bütünüyle Allah tarafından vaz’edilmiş ve peygamber tarafından da tebliğ ve talim edilmiştir.

Herkesin vicdanı, Rabbi’yle münasebete geçip, dinin ruhunu vasıtasız O’ndan alabilirdi. Fakat, herkesin o ruh safvetine ermesi mümkün olmadığındandır ki, Cenâb-ı Hak enbiyâ-i izâmı ıstıfâ edip seçti. اَللّٰهُ يَصْطَفِي مِنَ الْمَلَۤائِكَةِ رُسُلًا وَمِنَ النَّاسِ6 âyetinde işaret edildiği gibi Allah risalet vazifesini, ister meleklerden, isterse insanlardan bir seçkin gruba yaptırtır.

27