Aynı zamanda Cenâb-ı Hak, “Ey örtüsüne bürünen şanı yüce Nebi, kalk, az bir kısmı hariç geceyi ihya et!”193, “Sana mahsus olmak üzere gecenin bir kısmında kalkıp Kur’an oku, teheccüd namazı kıl. Böylece Rabbinin Seni Makam-ı Mahmud’a eriştireceğini umabilirsin.”194 ve “Sabah akşam Rabbinin adını zikret! Gecenin bir kısmında O’na secde et, geceleyin uzun bir süre de O’na tesbih ve ibadette bulun!”195 âyet-i kerimeleriyle Efendimiz’den bile kendisine böyle derin bir tazarru ve niyazda bulunmasını ister.
Dikkat edecek olursanız bunlar Allah’ın, manen çok ilerlemiş bir insana tavsiyeleridir. Yine Cenâb-ı Hak, Efendimiz’in, aile efradı içinde hoş demleri olduğu bir dönemde O’ndan biraz betûl (insanların dünyaya bakan yönlerinden uzak, Allah’a daha yakın) olmasını ve kendini buna zorlamasını istemektedir.196 Âyet-i kerimede geçen “tebettül” kelimesinde kip itibariyle tekellüf vardır. Bu kelime şu mânâyı ifade etmektedir: Aile efradından biraz ayrıl ve kendini ibadete ver. Rabbinle münasebetini daha da derinleştir. Çünkü Seni çok çetin bir vazife beklemektedir.
Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), Allah’a (celle celâluhu) ibadette bizim bin katımız, milyon katımız derinleştiğinde şüphe yok ama yine de bu konuda tavsiye ve emirlerin mevcudiyeti söz konusu. Kaldı ki, ümmetinin duaları da O’nun kulluğunu derinleştirici ve vazifesi adına O’na güç kazandırıcı hususlardandır. Bunun yanında bu dualarla Allah Resûlü’nün şefaat dairesi de genişlemekte ve bu, ümmetine müspet mânâda geriye dönmektedir. Rabbim o daireye girmeye muvaffak eylesin!