İçeriğe geç

تَجْرِي kelimesi ‘cereyan’dan gelmektedir. Biz, akıp giden her şeyde bu tabiri kullanırız. Ancak o daha ziyade suların çağlayıp gitmesi ve gürül gürül akmasını ifadede kullanılır.

تَحْتَ kelimesi, daha evvel de zikredildiği üzere فَوْقَ’nın zıddıdır ve alt demektir.

أَنْهَار : نَهْر kelimesinin cem’idir ve “nehirler, ırmaklar” demektir.

كُلَّمَا kelimesi geçmişti. “Bütün, bir şeyin hepsi” demek olan كُلّ kelimesi مَا’ya muzâf olmuş, külliyete tekerrür mânâsı katmıştır; “Her ne zaman ki…” mânâsına gelir.

رُزِقُوا kelimesi rızk kökünden fiil-i mâzî, meçhul, cem-i müzekker gâib kipidir ve “rızıklandırıldılar” mânâsına gelmektedir.

مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ cümlesinde birinci مِنْ ibtidâ için, ikinci مِنْ ise teb’îz içindir. Cennet’in bütün nimetlerini yemeleri mümkün olmadığından, oradaki nimetlerin bir kısmından istifade edeceklerini beyandır.

أُتُوا kelimesi أَتٰى’dan fiil-i mâzi, meçhul, cem-i müzekker gâibdir. “Kendilerine verildi.” mânâsına gelmektedir.

517