İçeriğe geç

Bu sırdandır ki, Yahudi, ruh köküne ondan daha yakın bir alternatif zuhur edeceği âna kadar, Mescid-i Aksâ ile beraber, komşuları üzerinde de hâkim bir güç olarak devam edecektir. Bu hâkimiyet, sûrî dahi olsa onun havraya dönmesinde aranmalıdır; prensipleri aşınmış olmasına rağmen havraya dönmesinde… Kilise de, düne kadar üzerinden atamadığı “Orta Çağ” zihniyetinden sıyrılarak St. Ogüst’lerin arkasında yeni bir bakışa ulaşacak gibidir.!

Kendi muallim ve üstadlarını bulup yeniden inşa dönemine geçecek olan bizim insanımızın derlenip toparlanması ise, hepten şaşırtıcı olacağa benzer. Elverir ki, günümüzün talim ve terbiye vazifelisi, fetih ve keşfedici bir ruha sahip bulunsun. Mukaddes kanaat ve düşüncelerinin hakkını vererek, büyük terkipçilere yakışır vecibeyi hakkıyla yerine getirsin: Nizamülmülk’le Alpaslan’ı yan yana görsün. Fatih’le Akşemseddin’i, Zenbilli ile Yavuz’u birbirinden ayırmasın. Gazzâlî’nin aydın semasında, Pascal’ı unutmasın. Mevlana’nın sehhâr ifadeleriyle semâa kalkarken, laboratuvara uğrayıp Pastör’ü selamlamayı da ihmal etmesin. Sözün özü, kafa ve kalb bütünlüğünü kendisine şiar edinsin…

Neslini yüceltme sancısı çeken muallime binler selam…

103