İçeriğe geç

O incelerden ince kadınlar sultanı, edebi, davranış ve hareketleri ile aynen İki Cihan Serveri’ni aksettirirdi. Evinin bütün işini kendisi görür; çamaşırı kendi yıkar, yemeğini de kendi yapardı. Ayrıca, evin suyunu da bizzat kendisi taşırdı. El değirmeninde arpa öğütmekten elleri ve su taşımaktan da mübarek omuzu nasır bağlamıştı. Hz. Ali (radıyallâhu anh), hanımının bu durumuna çok üzülüyor; fakat imkânı olmadığı için ona bir yardımcı bulamıyordu.

Nihayet bir yerden bir hayli esir gelmişti. Gelen esirler, Medine Müslümanlarına dağıtılıyordu. Hz. Ali hanımına, “Gidip babana söyle, sana da bir hizmetçi versin. Ben söylemeye çekiniyorum!” dedi. Hz. Fatıma da gidip durumunu arz etti. Ancak Allah Resûlü kızına müspet cevap vermedi:

“Suffe ashabı açlıktan kıvranırken ben sana hizmetçi veremem!” dedi. Daha sonra da eve gidip kendisini beklemesini söyledi.

Hâdisenin bundan sonrasını Fatıma Anamız şöyle anlatıyor:

Yatakta yatıyordum. Yanıma oturdu. Öyle ki ayaklarının serinliğini sinemde hissediyordum. Bana: “Kızım, sana benden istediğinden daha hayırlı bir şey öğreteyim mi?” dedi. “Evet, yâ Resûlallah!” dedim. Sözüne şöyle devam buyurdu:

“Yatağa girdiğin zaman 33 defa ‘Sübhanallah’, 33 defa ‘Elhamdülillah’ ve 34 defa da ‘Allahü Ekber’ de. Bu senin için köleden de hizmetçiden de daha hayırlıdır.”13

Allah Resûlü, kızının yüzünü ahirete ‘tevcîh’ ediyordu. Belki de onu ikaz ediyor ve bu ölçüde olsun dünyaya bulaşmamasını istiyordu. Nasıl olsa çok kısa yaşayacaktı. İhtimal bu ifadelerinin altında bu hakikate de telmih vardı.

245