İçeriğe geç

Tebliğ ve irşadda “pasif” ve “aktif” olmak üzere iki türlü anlatma metodu vardır. Pasif anlatmada, fert bütün civanmertliğiyle Müslümanlığın insanî yönlerini ortaya çıkarmaya çalışır. O, değişik vesileler bularak insanların gönlüne nüfuz etmeye gayret gösterir; düğün, sünnet, yaş günü, evlilik yıl dönümü, hasta ziyareti, yemeğe davet… gibi insanlarla temas kurulup alâkadar olunabilecek bütün vesilelere baş vurarak, devamlı verici olma durumunda olur. Zira kollanan bu fırsatlar neticesinde bir kaynaşma meydana gelir ve tebliğ insanına güven duyulmaya başlar.

Kendisine karşı ihtiram hisleri uyanan ve sempati duyulmaya başlanan mü’mine, daha sonra “Niye, niçin?” diye sorular sorulmaya başlandığında işte o zaman, konuşma fırsatı doğmuş olur. Bu şekilde aktif anlatma fırsatını yakalayan mü’min, kendisinde olan güzelliklerin kaynağını usûlünce anlatma fırsatını sonuna kadar değerlendirir.

Mü’min, hâlin, tavrın ve davranışların açık bıraktığı yerde, aktif anlatmayla bu boşlukları tamamlamasını bilmelidir. Ancak önce pasif anlatma gelir. Pasif anlatma yapmadan ve karşı tarafta tam kıvamı elde etmeden aktif anlatma yoluna gidilmemelidir.

Islah Erleri

Asr sûresi, tarihî tekerrürler devr-i daimi içinde önemli bazı hususları ifade etmektedir. Cenâb-ı Hak bu sûrede meâlen şöyle buyurur: “Yemin ederim zamana, insanlar hüsranda; ancak iman edip makbul ve güzel işler yapanlar; bir de birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.”2

71